• 08Mar

    Etiketler: , , , , ,

  • 08Mar

    Ben ona baktim, o bana bakti, simdi dort cocuga bakiyoruz.

    Dokuz kere sev, onuncu olayim, Gercekten sev, sonuncu olayim.

    Erkekler belediye otobusu gibidir. Birini kacirirsan bes dakika sonra oburu gelir.

    Ona kalbimi verdim saklasin diye, salak buzdolabina koymus bozulmasin diye.

    Birakip gittin beni… Seni unuttum sanma, zaman alismayi ogretti belki ama unutmayi asla…

    Savasma sevis, sevisirken zaten savasiyorsun.

    Dusen bir yaprak gorursen, Beni hatirla sevgilim, Biliyorsun seni ben Sonbaharda sevmistim. Imza: Copcu Riza

    Askim seni seviyorum! Ama parayi daha cok… Lakin paranin ne onemi var, muhim olan miktari!

    Sen sen ol, kapi onunde ask yapma! Askin gozu kordur ama konsununki asla!

    Erkekler neden evlenemiyecekleri kaninin pesinden kosarlar? Kopeklerin kullanamayacaklari otomobillerin pesinden kosmalari gibi.

    Etiketler: , , , , , ,

  • 14Şub

    Sen gittin Bir zifiri karanlık bir zından yalnızlığı ağır bir boşluk bıraktın geride Gittin ve dönmeyeceksin bir daha Haklısın gidişinde, bu aşkı bitirmekte haklısın. Tek söz söyleyemedim Yüzüne bakamadım. Karşında ağlamadım Eridim tükendim, bittim Sonsuzlukta bir insan nasıl olur  sesi soluğu nasıl duyulur

    Elveda aşkım  Elveda sevgilim  Sen kendini hiç böyle gereksiz  böyle değersiz böyle yapayalnız hissettin mi Ayrılık ölüm kadar acı ve soğuk Aynalara bakıyorum Aynada gördüğüm ben değilim. Gözlerim cehennem ateşi  dudaklarım mühürlenmiş  Ellerim titriyor  Yüreğim kızgın demirlerle dağlandı  Yokluğunun bedeli çok ağır sevgilim

    Sevinçlerim hayallerim umutlarım renkli dünyam elveda Elveda yaşamak Yaşamın anlamı elveda. Kimse farkında değil yokluğunun. Sensiz ne hallerde olduğumu kimse bilmiyor Anlamıyor yitip giden bir aşkın kederini

    Düne kadar en yücesini yaşadım mutluluğun, ayaklarımın altından kayıp gidiyordu toprak, denizlerin ovaların üstünde uçuyordum. Güneş kadar yakındı bana aşk. Güneş kadar sıcak ve parlak  Bıraktın birdenbire kanatlarım kesildi. Hızla çakıldım yere boşluğun içindeyim şimdi hiçbir şeyim Oysa dünyanın en zenginiydim  Bütün çiçekler bizim için açardı  bizim için ballanırdı meyveler ekinler bizim için bereketli sular bizim için çağlardı  Şimdi toz duman içinde kızgın bir çöldeyim Yönümü yolumu şaşırdım  Sam rüzgarlarına bıraktım gövdemi  sürüklenmekteyim

    Sen bensiz nasılsın bilmiyorum  Rahat mısın  mutlu musun bu kadar çabuk beni unutur musun Nasıl birden mazi olursun

    Düne kadar gözlerinden aşkı içtiğim, dudaklarında yüreğimi erittiğim, uğruna bıçaklar çekip dünyaya meydan okuduğum ey sevgili nerdesin? Kimlesin  kimlerlesin  Kimlerle oynaşır gönül eğlersin  Ben burada, terk edip gittiğin yerdeyim

    Elveda aşkım  Elveda birtanem  Elveda sevgilim! Elveda sana

    Etiketler: , , , ,

  • 11Şub

    Zamanın birinde bir köyde köy ağasının azgın ve iyi cins bir boğası varmış. Boğa hergün 8-10 ineği hallediyormuş. O yıllarda tarım teşkilatında mevcut ineklerin ırkının düzeltilmesi amacı ile iyi cins boğalar toplanıp diğer inek-ler ile çiftleştiriliyormuş. fakat ellerindeki boğalar zamanla çiftleşmez hale gelmişler. Bunun üzerine müdür iyi bir para vererek ağanın boğasını satın almış. Boğa teşkilatta çalışmaya başlamış. boğanın çalışmasından herkes memnun, ama bir süre sonra bizim boğa çiftleşme sayısını azaltmış ve çalışmamaya başlamış bunun üzerine müdür ağayı çağırmış durumu ağaya anlatmış. Ağa boğanın kulağına eğilmiş ve bu durumu sormuş
    Boğanın verdiği cevap: Ağam ben senin evinde iken işçi idim ama buruya gelince DEVLET MEMURU oldum.

    Etiketler: , , , ,

  • 08Şub

    Bir köpek, yolda yürürken gözüne bir iş ilanı takılır. Adresi alır ve koşarak başvurmaya gider.

    Ofisten içeri girer, sekretere bakar, iş başvurusu için geldiğini anlatmaya çalışır. Sekreter gülerek yöneticiyi arar ve durumu anlatır. Yönetici köpeği odasına alır, şaşkınlıkla bakar. Köpek kendinden emin,sandalyeye zıplar ve oturur.

    Yönetici “Seni işe alamam. Bana daktilo yazabilecek biri gerekiyor” der.

    Köpek sandalyeden aşağı atlar, daktilonun başına geçer ve hatasız bir yazı yazar. Sayfayı alır ve yöneticiye uzatır.

    Yöneticinin ağzı açık kalır ; “Ama bu yetmez, ben iyi bir bilgisayar kullanıcısı arıyorum .”

    Köpek bu kez bilgisayarın başına oturur. Beş dakikalık mükemmel gösteriden sonra ilk oturduğu sandalyeye döner.

    Yönetici aklını kaçırmak üzeredir.Köpeği tepeden tırnağa inceler ;”Anlıyorum birçok özelliğin var ve gerçekten çok akıllı bir köpeksin. Ama sorun şu ki; ben sana bu işi veremem.”

    Köpek fırlar ve patisini ilanın üzerine koyar. ݝlanda “Her başvuranın eşit şansı vardır” yazılıdır.

    Yönetici;”Evet ama ilanda başvuranın yabancı dil bilmesi gerektiği de yazılı.” der.

    Köpek sakince yöneticiye bakar ve cevap verir ;

    ·”Miyaav!”.”

    Etiketler: , , ,

  • 24Ara

    Deli , kahveye girdiğinde soluk soluğaydı.Boş bir masaya oturup ocağa seslendi;
    - Bana bir çay !
    çay geldi , şekerleri atıp karıştırdı.Garsonadan yine şeker istedi. Onları da atıp karıştırdı,yeniden istedi.Garson;
    - Sekiz şeker koydun çaya ,dedi. Deli;
    - Koydum ama , görüyorsun  işte, hepsi eriyor!

    Etiketler: , , , , , , , , , ,

  • 24Ara

    Küçük çocukla babası belediye otobüsüne bindiler.
    Biletçi durmadan bağırıyordu:
    _Beyler yürüyelim!
    Her duraktayeni yolcular biniyor, biletçi bağırıyordu:
    _Yürüyelim beyler!Siz şapkalı bey, ilerleyin lütfen!
    Birkaç duraktan sonra, artık otobüste, değil yürümek, adım atacak yer kalmamıştı.
    Ama biletçinin sesi hiç kesilmiyordu:
    _Yürüyelim beyler!
    Çocuk iyice sıkışmıştı.Babasına sordu:
    _Babacığım madem ki yürüyecektik, neden otobüse bindik.

    Etiketler: , , , , , , , , , ,

  • 30Eki

    AKŞAM YEMEĞİ

    Yahya Kemâl, dostlarından birine:
    -Bu akşam benimle yemek yer misin? Diye sorunca, arkadaşı:
    -Hay hay! der. Çok memnun olurum. Hiçbir mazeretim yok!
    Yahya Kemal gülümseyerek karşılık verir:
    -İyi öyleyse, bu akşam size geliyorum.


    ÇIKMAYAN MANA

    Mehmet Akif, Baytar Mektebi’nde müdür yardımcısı olarak çalıştığı bir dönemde, muhasebeden gelen bir yazıyı anlayamaz. Yazıyı kaleme alan Salih Efendi’yi arayarak, yazıda ne demek istediğini sorar.
    Salih Efendi, “Yazıyı iki türlü anlam çıksın diye böyle yazdık efendim!” cevabını verince, Mehmet Akif dayanamaz ve:
    -Hayret doğrusu, der. Biz bir anlam bile çıkartamadık da…..


    HAKLI ÖLÜM

    Sokrates ölüme mahkum edildiğinde, eşi ağlayama başlar. Sokrates eşine neden ağladığını sorar. Eşi:
    -Haksız yere ölüme götürülüyorsunuz, onun için ağlıyorum.” der.
    Sokrates gayet sakin cevap verir:
    -Haklı yere götürülseydim daha mı iyiydi?

    SUSTURUCU TEDAVİ

    Zamane gençlerinden biri, bir toplantıda Mehmet Akif’i küçük düşürmeye çalışıp:
    “Mehmet Bey Siz baytardınız, değil mi?” demiş.
    Mehmet Akif, istifini bozmadan şu cevabı vermiş:
    “Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?”


    SIR SAKLAMAK

    Yavuz Sultan Selim, bir çok Osmanlı Padişahı gibi devletin selâmeti için sefer hazırlıklarını gizli tutarmış. Bir keresinde vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
    “Sen sır saklamasını bilir misin?” diye sormuş.
    Vezir, Yavuz’dan cevap alacağı ümidiyle:
    “Evet hünkarım, bilirim.” dediğinde, Sultan Yavuz cevabı yapıştırmış:
    “Ben de bilirim…”

    SOKRAT VE BİLEYTAŞI

    Öğrencilerinden birisi biri Sokrat’a sormuş:
    -Herkese güzel konuşma dersleri verdiğin ve onlara hitabet sanatını öğrettiğin halde, niçin sen de çıkıp bir konuşma yapmıyorsun?
    Sokrat:
    -Evlat, bileytaşı keskin değildir; ama en sert demiri bile keskin eder…

    AKİF’İN CEVABI

    Bir Fransız yazar, Mehmet Akif’e:
    -Kadınlarınızı evden çıkartmadığınız doğru mu?diye sorduğunda Akif:
    -Daha önceleri öyleydi,karşılığını vermiş. Fakat şimdi dışarı çıkarttık ve bir türlü içeri sokamıyoruz.

    İSTANBUL SEVGİSİYahya Kemal’a “Ankara’nın en çok hangi tarafını seviyorsunuz” diye sorduklarında şu cevabı vermiş:
    -İstanbul’a dönüşünü.

    ÇINAR AĞACI

    Öğrenci;
    -Hocam,diye sormuş.İnsan,maymunun gelişmiş şeklidir”diyorlar.Ne dersiniz? Seyid Ahmet Arvasi cevap vermiş.
    -O mantığa göre çınar ağacı da maydanozun gelişmiş şeklidir.

    BEN ÇEKİLİRİM!

    Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yasayış ve felsefesiyle ünlü
    filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka
    hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara
    çekilmedikçe geçmek mümkün değildir… Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: “Ben bir
    serserinin önünden kenara çekilmem” der. Diyojen, kenara çekilerek gayet
    sakin su karşılığı verir:
    - Ben çekilirim!


    SADECE ŞEMSİYE YAPIN

    Bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri incelemesi için
    Shakespeare’e gönderdiğinde, ünlü yazarın cevabi şu olur:
    - Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın..


    GALİLE VE KULAKLARI

    Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile’ ye hasımlarından biri:
    - Efendim, demiş. Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?
    Galile:
    - Doğru, demiş. Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama,
    seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mi?


    BİZ DE ONLARA YAKLAŞIYORUZ

    Sultan Alparslan 27 bin askeriyle Bizans topraklarında ilerlerken,
    keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla:
    - 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der.
    Alparslan hiç önemsemeyerek söyle der:
    - Biz de onlara yaklaşıyoruz.

    NE ALIRSINIZ?

    Yahya Kemal bir yokuşu çıkıncaya kadar nefes nefese kalır.
    Yokuşun sonundaki lokantadan bir garson seslenir:
    -Buyrun beyim ne alırsınız?
    Yahya Kemal tebessümle:
    -Evlat,müsaade edersen bir nefes alacağım.

    DÜŞMANININ CANI

    Şair Nef’ i bir toplantıda konuşurken, düşmanlarından biri içeri girmiş, fakat herkese selam verdiği halde kendisine:
    -Merhaba canım! demiş.
    Nef’i durur mu? Hemen cevabı yapıştırmış:
    -Derhal çıkıyorum.

    GÖNÜLSÜZ GÖNÜL

    Abdülhak Hâmid’ in evindeki sohbette, konu gençlik ve ihtiyarlıktan açılır. Yaşı geçmiş bir hanım, Abdülhak Hamid’ e döner ve:
    -Efendim, gönül kocamaz! der.
    Hamid cevap verir:
    -Kocamaz ama, kocamış bir vücut içinde oturmak da istemez.

    FİKİR YAKALAMAK
    Şahabettin Süleyman, bir gün Ahmet Haşim’e:
    -Üç günden beri zihnimde önemli bir fikir saklıyorum, dediğinde, Ahmet Haşim, onun fikir üretmedeki kısırlığını ima ederek şöyle demiş:
    -Günahtır yahu, salıver gitsin şu fikri. Zavallıcık günlerden beri tek başına kim bilir ne kadar sıkılmıştır?


    DÜNYANIN YÜZÜ

    Hastalıktan ötürü gözleri kapanmış olan bir adam, halk şairi Seyrani’ ye:
    -Bende dünyayı görecek göz mü kaldı? diye şikayette bulununca, söz eri Seyrani:
    -Hiç üzülme dostum demiş. Zaten dünyaya da bakılacak surat kalmadı.

    BRAVO

    Genç bir şair, saçma sapan şiirlerini Victor Hugo’ ya okuduktan sonra:
    -Üstad, diye sormuş. Şiirlerimi nasıl buldunuz?
    Victor Hugo:
    -Vezinsiz, kafiyesiz ve manasız bir şey yazmak istemiş ve tam muvaffak olmuşsunuz, demiş. Bravo doğrusu.

    UYKU KARDEŞLİĞİ

    Mevlana Hazretleri, talebelerinin biriyle yürürken, yol kenarında birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler. Yanındaki talebesi:
    -Güzel bir kardeşlik örneği, der. Keşke insanlar da bundan ibret alsa. Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir:
    -Aralarına bir kemik atıver de, gör kardeşliklerini.

    BÖYLE KORUNUR

    Çok değerli olan kütüphanesini millete vakfeden Koca Ragıp Paşa, onların bakımı için tanıdıklarından birini memur tayin eder. Bir gün ansızın kütüphanesini ziyarete giden Paşa, etrafı ve kitapları toz, toprak içinde bulunca canı çok sıkılır ve belli etmemeye çalışarak:
    -Seni tebrik ederim yavrum, der. Gerçekten de gerçekten de emniyetli bir adammışsın. Teslim edilen şeylere hiç el sürmemişsin, âferin!


    PEDER NE DER KADER NE DER!

    Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda biraz yaramazlık yapınca, babası olan 2. Murat Han:
    -Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz, diye çıkışır. Orada bulunan ve velâyet sırrıyla kalp gözü açık olan Akşemseddin Hazretleri, hafifçe gülümseyerek şöyle der:
    -Peder ne der, kader ne der.

    MÜŞERREF OLDUM

    Behçet Kemal Çağlar, kontrol ettirmek için kendisine bir şiir getiren gence sorar:
    -Bunu siz mi yazdınız?
    Genç göğsünü kabartarak cevap verir:
    -Evet efendim, tamamını ben yazdım!
    Behçet Kemal:
    - Oooo! Müşerref oldum Tevfik Fikret Bey, halbuki sizi çoktan öldü zannediyordum!

    BEKLİYORDUM

    Filozof Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates’e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiçbir tepki göstermiyor, bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış.Sokrates:
    -Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum, demiş.

    BİLMİYORSUN

    Birgün Anna Masala’ya bir genç kız : Sen hep Itrî’den bahsediyorsun. Bu Itrî bitti. Ben Mozart’ı severim, der.
    Anna Masala cevap verir:
    -Çok afedersin, bence sen Itrî’yi bilmiyorsun. Fakat Mozart’ı da anlamıyorsun.

    Etiketler: , , ,

   

Son Yorumlar

  • güzel bilgiler...
  • ezel izliyen sayisi artti bununda okuyanlar articakdir)...

chat sayfalari | mirc | Chat | Sohbet | chat | sohbet | Chat |